Radyo Nabız’da yayınlanan Vital programında, Doktor Diyetisyen ve Psikolog Meltem Pırıl Şenol konuk oldu. Programda beslenme ile psikolojinin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Şenol, özellikle kilo verme sürecinde sürdürülebilirliğin önemine vurgu yaptı.
“Kilo vermek tek başına hedef olmamalı”
Şenol, kişilerin kilo vermeye odaklanırken bedenlerinin yanı sıra sosyal yaşamlarını, psikolojik durumlarını ve günlük yaşam alışkanlıklarını da göz önünde bulundurması gerektiğini ifade etti.
Bir kişinin belirli bir kiloya ulaşmasının tek başına sağlıklı olduğu anlamına gelmeyeceğini belirten Şenol, kilo verme sürecinin kişinin yaşamıyla uyumlu ve sürdürülebilir olması gerektiğini söyledi.
Uzman, sağlıklı yaşamın yalnızca beslenme üzerinden ele alınamayacağını; hareket, uyku, sosyalleşme ve psikolojik ihtiyaçların da bütünün bir parçası olduğunu vurguladı.
Popüler diyetler neden sürdürülemiyor?
Programda son yıllarda popülerleşen ketojenik diyet, aralıklı oruç ve benzeri beslenme modelleri de gündeme geldi.
Şenol, popüler diyetlerin çoğunda insanların kolay hatırlayabileceği belirli kurallar üzerinden ilerleyen yaklaşımlar görüldüğünü belirterek, bunların kişiden kişiye farklı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Ona göre önemli olan herhangi bir yöntemin popüler olması değil, kişinin yaşamına uygun ve sürdürülebilir olması.
Şenol ayrıca kilo kaybının temelinde enerji dengesinin bulunduğunu, ancak yalnızca kısa vadeli kalori kısıtlamasına odaklanmanın uzun vadede sürdürülebilir bir çözüm olmayabileceğini ifade etti.
“Sezgisel yeme, kişinin kendi ihtiyaçlarını anlamasıyla ilgili”
Programın öne çıkan başlıklarından biri de sezgisel yeme oldu.
Şenol, sezgisel yemeyi kişinin ne zaman, ne kadar ve ne yiyeceğine kendi ihtiyaçları doğrultusunda karar vermesini temel alan bir yaklaşım olarak tanımladı. Bu yaklaşımın yalnızca kilo verme amacıyla değil, kişinin kendi ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve yeme davranışıyla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmesi açısından da ele alınabileceğini belirtti.
Uzman, uzun süre aç kalmanın veya belirli yiyecekleri tamamen kısıtlamanın bazı kişilerde daha yoğun yeme isteğine yol açabileceğini de ifade etti.
Diyet döngüsüne dikkat
Şenol, sıkı diyetlerin bırakılması ve yeniden başlanması şeklinde ilerleyen döngünün kilo yönetimini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.
Bu süreçte kişinin önce katı bir diyet uygulayıp kilo verdiğini, ardından diyeti sürdüremeyerek eski beslenme düzenine dönmesiyle yeniden kilo alabileceğini belirten Şenol, sonrasında daha katı bir diyet uygulamanın aynı döngünün tekrarlanmasına neden olabileceğini söyledi.
Uzman, kilo yönetiminde kısa süreli ve sert uygulamalar yerine uzun vadede sürdürülebilecek yaşam değişikliklerinin önem taşıdığını vurguladı.
Kilo artışında önce yaşam koşullarına bakılmalı
Bir kişinin kilo aldığını söylediğinde öncelikle günlük hayatında nelerin değiştiğine bakılması gerektiğini belirten Şenol; uyku düzeni, çalışma saatleri, öğünlerin atlanması ve günlük hareket düzeyi gibi faktörlerin değerlendirilmesinin önemli olduğunu söyledi.
Şenol, herkese aynı hedeflerin veya aynı yöntemlerin uygulanamayacağını belirterek, kişinin hayatında etkili olabilecek ve uygulaması daha kolay birkaç değişikliğe odaklanmanın sürdürülebilirlik açısından önemli olduğunu ifade etti.
“Yeni çıkan her yöntemin fanatiği olmamak gerekiyor”
Programda son yıllarda gündemde olan zayıflama ilaçları da ele alındı.
Şenol, yeni bir yöntem ortaya çıktığında bunun hemen bir “mucize çözüm” olarak değerlendirilmemesi, öncelikle mekanizmasının ve hangi durumlarda kullanıldığının anlaşılması gerektiğini söyledi.
GLP-1 temelli ilaçlara da değinen Şenol, bu ilaçların uzun süredir araştırıldığını ve belirli tıbbi kullanım koşulları bulunduğunu belirtti. Programdaki açıklamasında, bu tedavilerin özellikle obezite ve belirli eşlik eden sağlık sorunları bulunan kişiler için değerlendirildiğini ifade etti.
Sağlıklı yaşamda “tek doğru” yaklaşım yok
Meltem Pırıl Şenol, program boyunca beslenmede tek bir yöntemin herkes için doğru kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı. Sezgisel yeme yaklaşımının da başka herhangi bir beslenme yöntemi gibi bir “fanatizme” dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Şenol, asıl konunun kişinin kendi ihtiyaçlarını anlayabilmesi ve sürdürülebilir bir yaşam düzeni oluşturabilmesi olduğunu ifade etti.
Şenol ayrıca Vital programında, beslenme ve psikolojinin birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, sağlıklı yaşamın yalnızca kilo kaybı üzerinden değil, kişinin genel yaşam kalitesi ve ihtiyaçları üzerinden ele alınması gerektiğini anlattı.




